Hekimler İçin Çocuk Hastalarla İletişimin Püf Noktaları ( 02.07.2015 )

Eniyihekim.com olarak hekimlerle yaptığımız röportajlara bu hafta Uzm. Dr.Yunus Emre Bıkmaz ile devam ediyoruz. Hocamızla “Hekimler çocuk hastalarla nasıl iletişim kurmalıdır?”, “Hekimler çocuk hastaların ebeveynlerine karşı hangi iletişim yöntemlerini kullanmalıdır?” gibi başlıklarda bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Merhabalar Hocam, öncelikle sizi ağırladığımız için memnuniyet duyduğumuzu belirtmek isteriz. Nasılsınız, iyi misiniz?

İyiyim, teşekkür ederim. Ben de çok memnun oldum. Sizler nasılsınız?

Bizler de iyiyiz teşekkürler. Sizinle çocuk hastalara karşı hangi iletişim yöntemlerinin daha etkili olduğu üzerine bir röportaj gerçekleştireceğiz. Öncelikli olarak şunu soralım; çocuk hastalarla iletişimin yetişkin hastalara göre zorluğu ve kolaylığı nelerdir?

İletişim, bir bilginin bir göndericiden bir alıcıya sözlü (ortak bir dille) veya sözsüz (beden dili ile) yöntemler kullanılarak aktarılmasıdır. Kişiler sağlıklı bir yaşam sürmek için iletişim kurmak zorundadır. Çocuklarla iletişimin yetişkin hastalara göre en büyük zorluğu, iletişimin bir tarafının henüz tam olarak bu iletişme katılamamasından kaynaklanmaktadır.

“Hastalıkla ilgili aileden bilgi alınması ve çocuğun beden dilinin doğru okunması gereklidir”

Yetişkinler derdini anlatabilirken, çocuklar ise çoğunlukla derdini, sıkıntısını tam olarak anlatamazlar. Bunun için öncelikle aileden iyi bir anamnez alınması ve çocuğun beden dilinin doğru okunması, sonrasında çoğunlukla tepeden tırnağa tam bir fizik muayene gerekmektedir. Ardından çocuğun durumu hakkında yeterli ve etkili bir bilgilendirme sunarak önce ailenin endişesi giderilir. Ancak bu aşamalardan sonra çocuğun tetkik ve tedavisi tamamlanabilmektedir.

“Çocuk hekimliği taşları yerine doğru oturtma sanatıdır”

Görüldüğü gibi çocuk hekimliği bir hazıra konma değil, bir keşfedip bulma, taşları yerine doğru oturtma sanatıdır. Belki de en zor hekimliktir. Hata kabul edilemezliğin en zirvesidir. İki kere ikinin dört etmemesidir. Tam bir dedektifliktir. Zamana karşı yarıştır. İşin sanatsal ve yeteneksel boyutu, yani aynı verileri farklı yorumlayabilme kapasitesi buradan anlaşılmaktadır.

Bebek ve çocuklarla iletişimin yetişkin hastalara göre en büyük kolaylığı, dillerini (sözlü iletişim) tam manası ile kullanamasalar bile beden dilini (sössüz iletişim) gayet iyi kullanmaları, ayna gibi yüzlerine yansıtmalarıdır. Bir çocuğun yüz ifadesinden, neşesinden, gülmesinden, oyunlara ve etrafa ilgisinden birçok kötü huylu hastalık ekarte edilebilmektedir.

“Çocuk hekimliği ahtapot kollu olmaktır”

Çocuk ve yetişkin hastalarla iletişimdeki diğer farklılıkları şu şekilde sıralayabilirim: Çocuk hekimliği aynı zamanda sağlığını yitirmemişlere de bakabilmektir. İstisnasız her çocuk güzeldir. Çocukların hiçbir şeyinden iğrenilmez. Çocuk muayenesi bazen bir oyun oynar gibi geçebilmektedir. Yeri geldiği zamanlarda animatörlüktür. Çocuk hekimliği en savunmasızları korumak, kol kanat germektir. Her çocuğa ana-baba şefkati verebilme hazzıdır. Gelecek sağlıklı nesillerdir. Emanete sahip çıkmaktır. Bugüne ve geleceğe yatırımdır. İnsan neslinin tükenmemesi çabasıdır. Sevilmeden yapılamayandır. Yeryüzündeki en masum, en günahsızlara yardım meleği olmaktır. Ahtapot kollu olmaktır. Herkese ve her şeye koşmaktır.

“Çocuk hastalarla iletişimde birinci temel kural “sevgi ve empati”dir”

Çocuk hastalara karşı hangi iletişim yöntemleri kullanılırsa daha etkili olur?

Çocuklarla iletişimde kullandığım temel araçlar “sevgi ve empati”, “güven”, “interaktiflik”, “ilim ve eşitlik” ile “verimli ve etkili zaman”dır.
Çocuk hastalarla iletişimde birinci temel kural “sevgi ve empati”dir. Öncelikle dünyaya onun gözüyle bakabilmektir. Bizzat kendime “ben o yaşlarda doktora gittiğimde neler hissetmiştim, nasıl bir yaklaşım hayal etmiştim” diye sorar ve aynen o şekilde davranmaya çalışırım. Ufak şeylerle mutlu olabilen çocuklara minik sürprizler yaparak onların gönlünü almaya, onlara sevgiyle yaklaştığımı hissettirmeye çalışırım. İnsan her yaşta sevgiden anlar. Ağlama seslerine güzel bir melodi tepkisi veririm. Onların gönlünce oynamaya, çocukla çocuk olmaya çalışırım. Çocuklara karşı sabırlı, soğukkanlı ve ahlaklı olmak esastır ve çocuk hekimliği büyük bir sorumluluk duygusu, disiplin gerektirir.

“Çocukları korkutabilecek tibbi araç ve gereçleri göz önünde bulundurmam”

İletişimde ikinci temel kural “güvenin tesis edilmesi”dir ki bu da empati ile doğru orantılıdır. Çocuğa doktorun korkulacak biri olmadığını, muayene odasının hiç de zannettiği kadar endişe verici bir yer olmadığını hissettirmeye çalışırım. Muayene odasında çocukların sevebileceği dekorasyonu sağlamaya, ayrıca muayene odası haricinde ayrı bir oyun odası oluşturmaya, böylelikle çocuklara kendilerini evlerindeymiş gibi güvende hissettirmeye çalışırım.

“Çoğunlukla beyaz önlük giymem”
Çocuklar kaygı hissetmesinler diye çoğunlukla beyaz önlük giymem. Odada onları korkutabilecek tıbbi malzeme ve gereçleri göz önünde bulundurmam.

“İnteraktif muayene önemlidir”

Üçüncü temel kural “interaktif muayene”dir. Çocuk değerli fikirleri olan başlı başına bir bireydir ve onun fikirlerine değer vermek, saygı duymak gerekir ki o da size aynı saygıyı göstersin. Boğaz muayenesinden korktuğunu belirtiyorsa, bu işlemi muayenenin en sonuna ertelerim. Abeslang istemiyorsa, çubuk sokmadan boğazına bakarım. Muayene masasında oturmak istemiyorsa, ailesinin kucağında muayenesini yaparım. Çocuğun yaşına ve kooperasyonuna göre gerektiğinde çocukla göz teması kurar, gerektiğinde çocuğun istemediğini hissettiğimde kurmam. Muayene haricinde çocukla ten teması kurmam. Tartılmak istemiyorsa, anne veya baba ile birlikte ve sonra kucaktan indirerek aradaki farka göre kilosunu ölçerim.

“Kendi çocuğunuza nasıl yaklaşıyorsanız, çocuk hastalarınıza da aynı yaklaşmanız gerekir”

Dördüncü temel kural “ilim ve eşitlik” ilkesidir. Her çocuğa aynı ilim penceresinden yaklaşmak esastır. İki çocuk sahibi bir baba olarak kendi çocuğuma nasıl yaklaşıyorsam, her çocuğa da aynı ilim penceresinden bakar, kendi çocuğuma ne tedavi vereceksem veya hangi aşıları yaptıracaksam, aynı şekilde hareket ederim. Irkı, kökeni, soyu sopu, rengi, kültürü, mezhebi, siyaseti, dini ne olursa olsun, her çocuğa aynı eşitlikte, aynı adalet çerçevesinde bakarım. Ailesinin mesleği ve statüsü ne olursa olsun, her çocuğa zamanında ve randevu sırası ile bakmaya çalışırım.

“Muayenede zamanı etkili kullanmak gereklidir”

Beşinci temel kural “zamanın etkili ve verimli kullanılması”dır. Maalesef çok kısa olan muayene süresini çok iyi ayarlamakla mükellefiz. Derdini anlatamayan çocuğa deva olabilmek için doğru zamanda doğru işler yapmak gerekir. Sadece reçete verip göndermekle çocuk hekimliği olamaz. Neyi neden nasıl düşündüğünüzü ve yaptığınızı aileye izah etmek, verilen ilaçları tek tek nasıl kullanacağını aileye açıklamak gereklidir. Tedavinin başarısı da buna bağlıdır. Zamanı doğru kullanma hem içerideki çocuğun şifa ile neticelendirilmesini sağlamakta, hem de dışarıdaki çocuğun gerilmesini önlemektedir. Zira bir çocuk kapıda ne kadar bekletilirse, dışarıdaki huzursuzluğu muayene odasına girdiğinde de sebat etmektedir.

Çocuk hastaların ebeveynleri ile sık karşılaşılan problemler nelerdir? Bu problemleri çözmede hangi iletişim yöntemlerini kullanıyorsunuz?

Çocuk hastaların ebeveynleri genellikle kaygı, endişe dolu olurlar. Çünkü canlarından can olan çocukları hastadır ve ne yapacaklarını çaresizce bilmemektedirler. Panik olmaları gayet doğaldır. Çocuk hekimliği, bir hastalıkta önce aileyi bilgi ile iyileştirmek, sonra çocuğu tedavi etmektir. Tedavinin yarısı aileyi, geri kalan yarısı çocuğu iyileştirmektir. Hekim olmak önce insan olmak, sonra insanı sevmektir. Zoru sevmek ve zoru görünce kaçmamaktır. Hepimiz insanız. Allah kimseyi çaresiz durumda bırakmasın ve dermansız dert vermesin.

“Hekim olmak önce insan olmak, sonra insanı sevmektir”

Aileler, çocukları için canlarını bile hiç düşünmeden verirler. Çocuk hekimliği sağlığı tesis ederken mükemmelliyetçi olmak, ama asla paracı olmamaktır. Kul hakkı yememektir. Gereksiz tetkikten kaçınmaktır. Vicdanlı, merhametli olmaktır.
Günümüzde aileler interneti yoğun olarak kullanmakta ve doğru mu yanlış mı bilmeden güvenilir veya güvenilmez birçok kaynaktan farklı bilgiler edinmekte ve bu nedenle kafaları karışmaktadır. Çocuk hekimliği meraklı olup araştırmaktır. Bıkmamaktır. Yorulsa da yorulduğunu söylememektir. Gerektiğinde ailenin önceden hazırlayarak getirmiş olduğu bir sayfa dolusu soruyu teker teker cevaplamaktır.

“Çocuk hekimliği kendi içi kan ağladığında bile hasta ve hasta yakınlarına güler yüzlü olabilmektir”

Bilgi açlığı ve çaresizliğin doğurduğu tedirginlikle gelen aileler genellikle tatlı bir tebessüme de ihtiyaç duyarlar. Çocuk hekimliği kendi içi kan ağladığında bile hasta ve hasta yakınlarına güler yüzlü olabilmektir.
Aileler, genellikle çocuklarının sağlığı söz konusu olduğunda o hekimden şu hekime dolaşabilmektedirler. Çocuk hekimliği meslektaşa saygıdır. Kendine saygı ve öz güvendir. Deontoloji ve etiktir. Yeminini her koşulda yerine getirmektir. Motivasyonunu her zaman en üst düzeyde tutmaktır. Karakter sahibi olmaktır.