Rahim Ağzı Kanseri (Servikal Karsinom)

Serviks kanserini daha oluşmadan önlemek mümkündür…

Serviks, rahmi vajinayla birleştiren alt kısmına verilen isimdir. Rahim ağzı ya da rahim boynu olarak da bilinir. Vajinaya yakın alt kısmı ile rahime yakın üst kısmında iki farklı hücre tipi mevcuttur ve kanser bu iki tabakanın birleştiği alanda başlar.

Serviks kanseri, jinekolojik kanserler içinde 3. sıklıkta görülür ve tüm dünyada kanser nedeniyle olan kadın ölümlerinin önde gelen nedenlerindendir. Bu kanserin erken teşhisinde kullanılan Pap test (smear=smir testi) sayesinde bu oranlar %70-80 oranında azaltılmıştır. Serviks kanseri, düzenli aralarla yapılan tarama testleriyle daha oluşmadan tespit edilip tedavi edilebilen tek jinekolojik kanserdir.

serviksServiks kanseri, hücre düzeyinde bozulmalarla başlayıp, 10-20 yıl gibi uzun sürelerde invaziv kanser haline ilerlemektedir. Yani bir kanser öncesi (prekanseröz) dönemi vardır. Bu dönem servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) ya da skuamöz intraepitelyal lezyon (SIL) olarak tanımlanır. Bu hücresel değişiklikler çoğu kadında zaman içinde kendiliğinden düzelebilmekte ya da kansere dönüşmektedir. Pap testlerle tespit edilen hücresel bozuklukların olduğu alanların basit cerrahi yollarla çıkarılması sonucu, serviks kanserini daha oluşmadan önlemek mümkün olmaktadır.

Serviks kanseri, 35 ile 55 yaş arasında görülür. Kanser öncesi lezyonlar her yaşta tespit edilebilir ve bunlar 40-50 yaş arasında serviks kanseri olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle tarama testinin cinsel aktif kadınlarda 18 yaş sonrası başlayıp 60-65 yaşına dek düzenli periyodlarla yapılması gerekir. Servikal kanserli kadınların tamamında Human Papilloma Virüs (HPV) denilen ve cinsel yolla geçen bir virüs saptanır. HPV, kadınlarda rahim ağzı, dış genital organlar, makat, boğaz-gırtlak kanseri ile dış genital organların siğillerinden sorumludur. Erkeklerde de aynı sorunlar virüsün infeksiyonu sonrası gelişir.

HPV virüsü taşıyan herkes mutlaka serviks kanseri olacak demek değildir. Bir kişide kanser gelişimine neden olan bazı risk faktörleri vardır. Bu risk faktörlerine sahip olmak kişinin kansere yakalanacağı anlamına gelmez ancak bu kişiler çok yakından takip edilmelidir. En önemli risk faktörü, yüksek riskli HPV tipleriyle karşılaşmaktır. Bu virus cinsel yolla geçtiği için her kadın ve erkek bu virüsü birbirine bulaştırabilir. Kadınların %80’i hayatının bir döneminde bu virüsle karşılaşmakta ancak bunların çoğu bunu bir şikayet olarak farketmemektedir. Bu virüsle karşılaşan her 100 kadından sadece 1-3 ünde rahim ağzı kanseri gelişir. Kişinin şikayeti olabilecek virüs taşıma bulgusu ise, bu virüsün neden olduğu kondilom denilen genital siğillerdir. Ancak bu siğillerin olmaması HPV taşımadığını göstermez. O yüzden pap test ile hücre bozulmalarının taranması önemlidir. Bu test ile HPV tipide tespit edilebilmektedir. 100 den fazla HPV tipi mevcut olup, serviks kanserinin %70-80′ i tip 16 ve 18 ile oluşmaktadır. Anogenital siğillerin %90′ından ise tip 6 ve 11 sorumludur. Yüksek riskli virüs tiplerini taşıyan kişilerin yakın takibi ve tedavisi kansere yakalanmamak için önemlidir. Bu tiplere karşı geliştirilmiş aşılarla virüse karşı korunma sağlanması mümkün olmaktadır. Dünyada 2 tip aşı vardır: HPV tip 6,11,16,18′ e karşı 4′ lü aşı ve HPV tip16-18′ e karşı 2′ li aşı. Bu aşılar içerdikleri virüs tiplerine karşı %100 koruma sağlarlar.

Bazı bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi HPV infeksiyonu geçirenler doğal bağışıklık kazanamaz ve sonraki HPV hastalıklarından korunamaz. Korunma aşı yapılarak sağlanabilir. Eğer HPV 16-18 ile kanser öncüsü lezyonlar geliştiyse bu aşılar, kişiyi tedavi edemez. Yani aşılar tedavi edici değil koruyucudur.

Rahim ağzı kanserinin, yüksek riskli HPV tipleri ile infekte olmak dışında risk faktörleri ise şunlardır:

  1. Erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak, çok sayıda cinsel partner olması, ilişki sırasında korunulmaması. Çoğu HPV taşıyan kişi, kanser gelişmeden bir bulgu olmadığından bu virüsü taşıdığının farkında olmaz. Bu yüzden HPV den korunmanın tek ve kesin yolu riskli kişilerle ilişkiye girmemektir.
  2. Sigara içilmesi riski arttırmaktadır.
  3. HIV ve klamidya infeksiyonu riski arttırır.
  4. Anne ya da kızkardeşinde serviks kanseri tanısı olması.
  5. Düzenli Pap testi yaptırılmaması.
  6. Sosyo-ekonomik düzeyin düşük olması, sebze-meyveden fakir beslenme.
  7. Aşırı kilo.
  8. 5 yıldan fazla doğum kontrol hapı kullanılması.
  9. Çok doğum yapmak.

Serviks kanseri önlenebilir
Bu kanserin risk faktörlerinin kişinin kendi kontrolünde olması, tarama testi olması ve aşı ile korunabilme imkanı sayesinde en önlenebilir kanser türlerindendir. Düzenli pelvik muayene ve Pap tarama testi yaptırılmalıdır. Sigara içiliyorsa bırakılmalı, genital hijyene dikkat edilmeli, cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalı ve riskli olabilecek kişilerle ilişkiye girilmemelidir.

Serviks kanseri önlenebilir
Bu kanserin risk faktörlerinin kişinin kendi kontrolünde olması, tarama testi olması ve aşı ile korunabilme imkanı sayesinde en önlenebilir kanser türlerindendir. Düzenli pelvik muayene ve Pap tarama testi yaptırılmalıdır. Sigara içiliyorsa bırakılmalı, genital hijyene dikkat edilmeli, cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalı ve riskli olabilecek kişilerle ilişkiye girilmemelidir.

Tarama sıklığı
kanseli bölgeKanserli bölge cinsel olarak aktif ya da 18 yaş üzeri kadınlarda yılda 1 kez Pap (smear) testi yapılması önerilir. Bu test jinekolojik muayenede, çok basit ve ağrısız olarak fırça ile rahim ağzından sürüntü alınarak yapılır. Yayma şeklinde ya da sıvı bazlı olarak hazırlanan hücreler patolog tarafından incelenir ve normal olmayan hücreler saptanırsa daha ileri inceleme ve tedavi yapılır. Kanserin en çok görüldüğü 40-50 yaş aralığında çok dikkatli olunmalıdır. 60 yaş civarında 3 kez üst üste normal sonuç çıktıysa tarama doktor önerisi ile sonlandırılabilir. Bu kararı verirken kişisel risk faktörleri göz önüne alınmalıdır.

Test servikal kanseri ya da kanser öncesi aşamaları yakalamayı sağlar. Testte anormal hücreler olması durumunda, HPV testi ve kolposkopi yapılır. HPV DNA testi smear testi gibi yapılarak HPV varlığı ve tiplendirme yapılmasını sağlar. Böylece yüksek riskli gruptaki hastalar tespit edilir. Kolposkopi ise özel bir mikroskopla rahim ağzının büyütülerek incelenmesini ve şüpheli alanlardan biopsi alınmasını sağlar. Kolposkopi sırasında şüpheli alanlar cerrahi olarak çıkarılıp tedavi edilmiş olur. Çıkarılan parçanın patolojik incelemesi sonucuna göre başka tedavi gerekliliği de belirlenir.

Rahim ağzı kanseri belirtileri
Kanser öncesi lezyonların genelde belirtisi yoktur. Hücreler kansere döndüğü ve serviksi kaplayıp yakın dokulara yayıldığında belirtiler başlar. Bu belirtiler, kanlı ve kokulu akıntı, cinsel ilişki sonrası kanama olması, adet dönemi dışında kanama olması, cinsel ilişkide ya da bundan bağımsız olarak genital bölge ve kasıkta ağrı olmasıdır. Bu belirtileri verecek düzeye gelmeden tarama testinin bu hücreleri yakalayabilmesi bir şanstır ve her kadın kendi sağlığı için buna dikkat etmelidir. Kanser meydana gelmiş ise evreleme denilen boyutu ve yayılımı çeşitli incelemelerle tespit edilir. Doğru tedaviyi belirlemede bu evreleme çok önemlidir. Serviks kanserinin seyrini ve yapılacak tedaviyi kanserin tipi, yerleşimi, evresi, ne hızla büyüyüp yayıldığı, hastanın yaşı ve genel durumu belirler. Tedaviye verilen yanıt her hastada farklıdır.

Tedavi seçenekleri
Teşhis kesinleşip kanser hüclerinin tipi ve evrelemesi yapıldıktan sonra cerrahi olarak tüm kanserli organ ve dokuların, lenf bezlerinin çıkarılması veya radyoterapi (ışın tedavisi) ile tümörün yok edilmesine çalışılır. Bazen kemoterapide kullanılır ve uzak organlara gitmiş hücreler yok edilir. Her hastaya bu tedavilerin biri veya kombinasyonu uygulanır.

Tüm bu tedavilerin ciddi ve hayatı kısıtlayıcı yan etkileri vardır. Bu tedaviler sonucunda serviks kanserinin tüm evreleri göz önüne alındığında 5 yıllık sağ kalım oranı %70 dolayındadır. İleri evrede yakalandığında bu oranın çok daha düşük olacağı unutulmamalıdır. Bu bilgiler ışığında tarama testlerinin yapılıp bu hastalığın daha başlamadan tespit ve tedavi edilmesinin önemi net olarak ortaya çıkmaktadır.

Op.Dr.Adnan KAYA
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü