d-vitamini-eksikligi

D Vitamini Eksikliği

D-vitamini eksikliği günümüzde çok sık görülmektedir. Bunun altta yatan en önemli sebepleri artan hava kirliliği nedeni ile yararlı güneş ışınlarının tenimize doğrudan ulaşamaması, toplumda artan cilt kanseri farkındalığı sebebi ile güneşin dik olmadığı saatlerde güneşe çıkmamız, bolca sürdüğümüz çok yüksek koruma faktörlü güneş koruyucuları ve çocuklarımızın ne yazık ki asosyal bir şekilde apartman çocuğu, tablet veya televizyon çocuğu haline dönüşmüş olmalarıdır. Ayrıca ne kadar şişmansak, yani ciltaltı yağ dokumuz ne kadar kalınsa ve tenimiz ne kadar esmerse, D-vitamini eksikliği riskimiz de o kadar artmaktadır ki özellikle şişmanlık günümüzde artarak ilerleyen bir başka önemli sağlık problemidir.

Çocuklardaki en büyük D-vitamini eksikliği sebebi yetersiz güneş ışığı almalarıdır. Zira güneşin camın arkasından veya tülün arkasından hiçbir faydası yoktur. Güneşin faydalı olabilmesi için direkt çocuğun başından, kolundan, bacağından tenine değmesi gerekmektedir ve bu çocuğunuzun gelişimi, boyunun uzaması, dişlerinin zamanında çıkması, bıngıldağının zamanında kapanması ve bağışıklığının kuvvetlenmesi için çok önemlidir. “Güneş girmeyen eve doktor girer” diye boşuna dememişler; bu gerçekten doğrudur. Biz yeni doğan bebekleri bile yarı kırkı çıktıktan sonra hava müsaitse güneşe çıkartın diyoruz. Balkonda durmanız veya bahçede, parkta, açık havada bir tur atıp 30 dakika kadar güneşe çıkartmanız çocuk için çok faydalıdır. Çocuğunuzun evde devamlı elinde tabletle veya cep telefonu ile vakit geçirmesi mi mühim? Çocuğunuzu alışveriş merkezlerine götürüp, onca kalabalığın ve kapalı ortamın, klimaların içine sokmamız mı daha yararlı? Yoksa güneşi ve oksijeni bol açık havadan daha sağlıklı bir şey var mı? Zamane tüketim toplumunun tekno-modern anne-babalarının öncelikle bu sorulara uygun cevapları bulmaları gerekmektedir.

            Kış mevsiminde güneş ışınlarının yararlı etkisi daha az olduğu için fazla yararlanamıyoruz. Yaz mevsiminde güneş koruyucuları cilt kanserinden korunmak amacı ile bolca sürüyoruz ve böylece güneş ışınlarının tenimize olan faydasını, yani derimizde D-vitamini sentezlenmesini engellemiş oluyoruz. Geriye başka zaman da kalmadığından, haliyle D-vitamini eksikliği gelişmesi de tabii ki kaçınılmaz oluyor.

Peki nedir bu D-vitamini? Eksik olsa ne olur? İşte size D-vitamini:

  1. D-vitamini aslında vücudumuz içerisinde bir hormon gibi çalışır. Süt ve süt ürünlerinden alınan kalsiyum ve fosfor, sindirim yollarından emilip çocuklarda büyümeye yarıyorsa, bu emilimi yapan işte bu D-vitaminidir. Yoksa çocuğunuza boşa süt ve yoğurt vermiş, çocuğunuzu boşa emzirmiş olurdunuz.
  2. D-vitamini kemik erimesine, yani osteoporoza karşı en büyük koruyucudur.
  3. D-vitamini kuvvetli bir bağışıklık için çok önemlidir. D-vitamini eksik olan çocuk, sık hasta olan çocuktur. İşte bu yüzdendir ki “güneş girmeyen eve doktor girer.”
  4. D-vitamini eksikliği olanlarda hipertansiyon ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artmaktadır.
  5. D-vitamini eksikliği, bizi birçok kanser türünden korur. Bu yüzden “aman canım D-vitamini de eksik oluversin, ben güneşe çıkmam, cilt kanseri de olmam” demeyin. D-vitamini eksikliği, özellikle erkeklerde prostat kanserine yakalanma riskini çok artırmaktadır.
  6. Çocuğunuzda aşırı terleme varsa, bunun sebebi D-vitamini eksikliği olabilir ve basit bir tedavi ile bu rahatsız edici durum sona erdirilebilir.

D-vitamini içeren gıdaların listesi:

            “Ben D-vitaminini sadece gıdalardan alırım, güneşe çıkmam, cilt kanseri de olmam” demeyin. Zira doğal besinlerde D-vitamini düzeyi düşük olup günlük ihtiyacımızı bile karşılayamamaktadır.

  1. Tereyağı ve sıvı yağlar.
  2. Süt, kefir.
  3. Yulaf.
  4. Tatlı patates.
  5. Yumurta sarısı.
  6. Ciğer.
  7. Başta ithal somon olmak üzere, sardunya ve ton balığı gibi yağlı deniz/okyanus balıkları.
  8. Maydanoz, ısırgan otu ve yonca gibi bazı bitkiler.

Türkiye’de D-vitamini eksikliği sık görülmektedir. İşte size D-vitamini eksikliği nedenleri:

  1. Mevsimine uygun giyinmeme.
  2. Eli bol sürülen güneş koruyucu ürünler.
  3. İleri yaşa bağlı evde daha çok oturma.
  4. Şişmanlık ve buna bağlı ciltaltı yağ dokusunun kalın olması.
  5. Esmerlik, koyu renkli deriye sahip olma.
  6. Çocuklardaki en sık sebep: Yetersiz güneş ışını alma.
  7. Gıdalarla yetersiz D-vitamini alımı.
  8. D-vitamininin barsaktan yetersiz emilimine yol açan metabolik hastalıklar.
  9. D-vitamininin etkin formuna dönüşememesine yol açan kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları.
  10. D-vitamini metabolizmasını bozan ilaçların kullanımı.
  11. Artan hava kirliliği, fabrika bacalarından yükselen zehirli dumanlar veya sisli-puslu havalar nedeni ile güneş ışınlarının cildimize ulaşamadan havada absorbe olması.

            D-vitamini sentezinin en iyi olduğu sezon Mayıs-Kasım arası dönemdir. İnsanın kendi cildinde olan bu sentez için tenine güneş ışınlarının direkt olarak değmesi gerekmektedir. Cam veya tül arkasından gelen güneşin hiç kimseye faydası yoktur. D-vitamini sentezi için günde 25-30 dakika güneşte durmak yeterlidir. Bu 25-30 dakikalık süre zarfında güneş koruyucu krem kullanılmamalı ve tercihen güneşin en dik olduğu öğlen saatlerinde sırf bu amaç için açık havaya çıkılmalıdır. Eğer 25-30 dakikalık güneş banyosu sonrasında cildinizde kızarıklık olursa, eve gelip bir duş almanız ve arkasından cildinize hakiki sızma zeytinyağı veya bir after-sun (güneş sonrası) ürün sürmeniz cildinizi yatıştırmaya yeterli olacaktır.

            İki uçlu değnek gibi görünen bu konuda lafları doğru anlatmak ve doğru algılamak çok önemli. Burada önemli olan noktaların altını tekrar çizmek lazım: Biz size asla güneş koruyucu ürünleri kullanmayın veya sadece öğlen güneşin en tepede olduğu saatlerde güneşe çıkın demiyoruz. Tatilde, denizde, havuzda veya güneşlenirken, karda kayarken veya şehirde uzun süre açık havada kalmanız gerektiğinde tabii ki cilt kanserinden korunmak için güneş koruyucu ürünleri sürmelisiniz ve güneşin dik olmadığı sabah saatlerini veya akşamüstü saatleri tercih etmelisiniz. Ancak güneş ışınlarının zararlı etkileri haricinde, son derece yararlı etkileri olduğunu da unutmayın ve sırf bu bilinçle haftada en az 2 kez ve günde sadece 25-30 dakika güneş koruyucusuz bir şekilde ve güneş ışınlarının dik açıda geldiği öğle saatlerinde teninizi güneşe maruz bırakmayı ihmal etmeyin. Bırakın güneş yüzünüze, kollarınıza, bacaklarınıza ve sırtınıza değsin. Değsin ki sizi iyi etsin.

Uzm. Dr. Yunus Emre BIKMAZ

Kudret International Hospital

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı