Koroner arterler olarak adlandırılan kalbi besleyen atar damarların daralması veya tıkanması sonucu kalbe giden kan miktarının kısmen veya tamamen azalmasıyla ortaya çıkan hastalığa koroner kalp hastalığı denilir.

2003-2004 yıllarında Türkiye’de 2 milyon 800 bin koroner kalp hastası olduğu ve 2018 yılı itibariyle bu sayının katlanarak artacağı düşünülmektedir.

Dünya da önde gelen ölüm nedenleri arasında birinci sırada olan koroner arter hastalığı 2020 yılında da birinci sırayı koruyacağı öngörülmektedir. Ani ölümlerin çoğundan koroner arter hastalığı ve buna bağlı klinik sonuçlar sorumludur.

En sık görülen ve ölümlerin en sık nedeni olan koroner arter hastalığı ile mücadelede en önemli adım, hastalıktan korunmaktır. Hastalık bir takım risk faktörleri varlığında çabuk ortaya çıkmakta ve hızlı ilerlemektedir.

Risk faktörleri nelerdir?

  1. Yaş: Erkeklerde 45 yaşın üstü, kadınlarda 55 yaşın üstü veya erken menopoz
  2. Cins: Erkeklerde daha sık.
  3. Aile öyküsü: Birinci derecede (anne, baba, kardeş) erkek akrabalarda 55 yaşından, birinci derecede kadın akrabalarda 65 yaşından önce kalp damar hastalığı, kalp krizi (infarktüs) veya ani ölüm bulunması
  4. Sigara içiyor olmak
  5. Total Kolesterol’ün 200 mg/dl’nin üzerinde olması.
  6. Hipertansiyon: (140/90 mmHg veya daha fazla veya hipertansiyon için tedavi alıyor olmak)
  7. İyi kolesterolün (HDL kolesterol) Erkeklerde 35 mg/dl’den kadınlarda 40 mg/dl den düşük olması
  8. Kötü Kolesterol olan LDL-kolesterolün 130 mg/dl’ den yüksek olması
  9. Hareketsizlik( Fiziksel inaktivite):  Haftada en az 5 gün ve günde en az 45 dakika egzersize zaman ayırmalısınız (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans, bahçe işleri vs.).
  10. Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus)
  11. Kilo: Bu konuda en değerli kriter, vücut kitle indeksi ve bel çevresidir. Vücut kitle indeksi, kg olarak ağırlığın, metre olarak boyun karesine bölünmesiyle elde edilir (VKİ: kg/m2). Vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde olması veya bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda ise 88 cm’nin üzerinde olması, yalnızca kalp damar hastalığı riskini artırmakla kalmayıp şeker hastalığı, yağ yüksekliği ve tansiyon yüksekliği riskini de artırmaktadır.
  12. Stres: Uzun bir zaman sürekli strese maruz kalma, hastalığın gelişmesini kolaylaştırmaktadır.
  13. Depresyon: Özellikle son yıllarda depresyon da kalp damar hastalıkları yönünden risk faktörü olarak kabul edilmeye başlandı

İyi kolesterol düzeyinin yüksek olması (60 mg/dl’den fazla) hastalık riskini azaltmaktadır

Bu risk faktörlerinin bazıları değiştirilebilir iken bazıları değiştirilemez (yaş, cins, menapoz aile öyküsü gibi). Hastalık geliştiği zaman devamlı ilerlemeye ve sorun çıkarmaya eğilimlidir. Bu risk faktörleriyle mücadele, hastalığın ortaya çıkışının önlemesi, hastalık gelişenlerde ise hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılması hatta durdurulmasını sağladığından dolayı son derece önemlidir. Dolayısıyla kalp damar hastalıkları ile mücadele, değiştirilebilir risk faktörleriyle mücadele demektir.