Polikistik over sendromu (PKOS); yumurtalıklarda küçük ve iyi huylu çok sayıda kistin oluşumu şeklinde gelişir.

Kadınlarda (%5-21’sinde) sık görülen bir endokrin bozukluk olan polikistik over sendromu (PKOS); hiperandrojenizm, insülin direnci, adet düzensizliği, infertilite, hirşutizm, dislipidemi, hipertansiyon, diabetes mellitus, kardiyovasküler hastalıklar ve abdominal obezite gibi hastalıklar ile karakterizedir.

Normal vücut ağırlığına sahip olan kadınlarda PKOS belirtilerinin %30-40’ı önlenebilir durumdadır.  PKOS’un obezite, menstrual siklus bozukluğu, hiperkolesterolemi, hirşutizm (kıllanma artışı), cilt ve iştah sorunları, artmış kan glukoz düzeyi ve hormon dengesizliği gibi tipik semptomlarının beslenme tedavisi ile düzeldiği belirlenmiştir.

PKOS’un tedavisinin başarılı yürütülmesi için “diyet, egzersiz ve davranış değişikliği” tedavisi olmak üzere üçlü bir programın jinekolog, endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog gibi meslek gruplarından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından uygulanması gerekmektedir.

Diyet ve egzersiz, bireyin ihtiyaç ve tercihlerine göre şekillendirilmelidir. Beslenme ve egzersize yönelik etkili yaklaşımlar belirgin kilo kaybı olmadan bile endokrin özellikleri, üreme işlevini ve kardiyometabolik risk profilini iyileştirir.

PKOS’lu kadınlarda android(elma) tip obezite sıkça görülmektedir. Bu karın/kalça bölgesinde yağlanma artışı görülmektedir. Ayrıca PCOS hastaları her zaman aşırı kilolu değildir. Ancak PCOS abdominal obezite ve insülin direnci ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Hastalık tanısı konulan zayıf kadınların bile %70’inde android yağ dağılımı vardır. Obezite beklenen ama kesin olmayan bir bulgu olmakla birlikte, PKOS’lu kadınların %40-60’ı hafif şişman veya şişman iken, insülin direnci PKOS’lu kadınlarda beden kütle indeksinden (BKİ) bağımsızdır. Yağ dokusunun bu dağılımı ile birlikte hiperinsülinemi, glukoz toleransında bozukluk, diabetes mellitus ve androjen yapım hızında artış görülmektedir.

PCOS’ta şişmanlık sonucu artan yağ dokusu hormon dengesini bozmakta ve vücutta stres yaratmaktadır. Beslenme tedavisi, egzersiz ve kilo kaybıyla polikistik tablonun hafiflemesi öngörülür. Bu bireylerin beslenme alışkanlıklarını değiştirmekle ilgili çok fazla metabolik engele takılmaları tedavinin etkisini azaltmaktadır.Yüksek karbonhidratlı beslenme, trigliserit düzeylerinde artışa yol açmaktadır. Dislipidemi sıklığındaki artışın en önemli nedeni olumsuz yaşam biçimidir (Azalan fiziksel aktivite ve yüksek kalorili karbonhidrat ağırlıklı beslenme alışkanlığı). Yüksek trigliserit düzeylerine en sık diyabette rastlanır.

PCOS KİLO KAYBI NASIL GERÇEKLEŞİR?

PKOS’lu kadınların %50’den fazlası hafif şişman veya şişman olduğundan tedavinin ilk basamağı vücut ağırlığı kaybına yönelik olmalıdır. Vücut ağırlığının %5-10 oranında azalmasıyla hormon düzeylerinde düzelme sağlanmaktadır (Adiponektin, rezistin, leptin). Bireyde beslenme tedavisi ile vücut ağırlık kaybı ve kan glukozunun dengelenmesi, insülin direncinin azaltılması, dolayısıyla yağ kaybının olması gerekmektedir.

  • PKOS’ta kan glukoz (şekeri) kontrolünün sağlanması için öğün atlanmamalıdır. Özellikle kahvaltıya önem verilmelidir.
  • Öğün sayısının arttırılması ve besin çeşitliliğine dikkat edilmesi kan glukozunun düzenlenmesi bakımından önemlidir.
  • Kaliteli kahvaltı tüketimi beslenme, vücut kompozisyonu ve kronik hastalık risk belirteçlerini olumlu yönde etkileyebilir.
  • Kaliteli kahvaltı gençlerdeki insülin direnci, dislipidemi ve hipertansiyonu da kapsayan kardiyometabolik bozukluk risk faktörlerindeki azalma ile ilişkilidir.
  • Diyetin basit karbonhidrat, doymuş yağ, trans yağ asidi içeriği düşürülmeli ve Gİ değeri düşük, posa, tekli ve çoklu doymamış yağ asidi içeriği yüksek olmalıdır.
  • Standart proteinli diyet tüketen grubun testosteron düzeyindeki düşüş, yüksek proteinli diyet tüketen gruba göre daha yüksektir. Diyetteki protein miktarı yeterli düzeyde olmalıdır.
  • Toplam yağ, doymuş yağ asitleri ve kolesterol tüketimi azaltılmalıdır.
  • Yüksek n-6 çoklu doymamış yağ asidi alımının daha fazla yağ üretimine neden olduğu saptanmıştır.
  • Omega-3 alımının plazma testosteron düzeyinde omega-6 alımına göre anlamlı bir düşüş sağlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir